Google Tarihçesi – 1998

Tarih: Eylül 24th, 2008 Kategori: Genel

Andy Bechtolsheim: İlk Google yatırımcısı

Ağustos 1998

Sun’ın kurucu ortaklarından Andy Bechtolsheim henüz varolmayan bir kuruluş için 100.000 ABD doları tutarında bir çek imzalar; bu şirket Google Inc.’dir.

Danny Sullivan’ın ilk değerlendirmesi

4 Ağustos 1998

Arama motoru analisti Danny Sullivan Google hakkındaki ilk raporu “Tıklamaların Sayımı ve Bağlantılara Bakış”ta, “Çoğu kullanıcının Google arama sonuçlarından memnun kalacağını düşünüyorum” sözleriyle adtech ile reklam 2.0 dönemi başlıyor ve Trkycmhrytllbtpydrklcktr r10.net seo yarışması dikkatleri çeker.

Google, Silikon Vadisi’nde garaj kiralar

Eylül 1998

google

Google, 232 Santa Margarita, Menlo Park’taki Susan Wojcicki’nin garajında çalışma alanını oluşturur.

Google kuruluyor

4 Eylül 1998

google

Google, California’da şirket kuruluş kaydını yaptırır. Bundan kısa bir süre sonra, Larry ve Sergey yeni kurulan şirketin adına bir banka hesabı açar ve Andy Bechtolsheim’ın çekini bu hesaba yatırır.

İlk Google teknik spesifikasyonları belirlenir

20 Eylül 1998

google

Google.com adresinin Stanford sürümünde bu “Hakkında” sayfası yer almaktaydı.

1. Çalışan: Craig Silverstein

21 Eylül 1998

google

Larry ve Sergey ilk çalışanları olarak Craig Silverstein’ı işe alır. Craig, Stanford’ta arkadaş oldukları bir bilgisayar bilimleri mezunu öğrencidir.

Google En İyi Arama Motoru oluyor

Aralık 1998

Google

“PC Magazine” Google’ın “son derece alakalı sonuçlar getirme konusunda esrarengiz bir beceriye sahip olduğunu” bildirir ve 1998’in En İyi 100 Web Sitesi arasında tercih edilen arama motoru olarak Google’ı gösterir.

İlk Google Friends Newsletter bülteni

28 Nisan 1998

Google

Larry, taraftarları şirket haberleri konusunda bilgilendirmek için eGroups’ta “Google Friends Newsletter” adlı aylık bülteni yayınlamaya başlar (Google Grupları’nda halen yayınlanmaktadır).

İlk Orijinal prototip logo

11 Kasım 1998

Google

Google Tarihçesi – 1995 – 1997

Tarih: Eylül 23rd, 2008 Kategori: Genel

Larry’nin Sergey ile karşılaşması

1995 Yazı

Google

Larry Page ve Sergey Brin Stanford’ta karşılaşır.  (Michigan Üniversitesi mezunu olan 24 yaşındaki Larry bu okulu düşünmektedir; 23 yaşındaki Sergey ona okulu gezdirmekle görevlendirilir.) Bazı söylentilere göre, adtech ile reklam 2.0 dönemi başlıyor ve Trkycmhrytllbtpydrklcktr r10.net seo yarışması bu ilk buluşmada çoğu konuda farklı görüşlere sahiptiler.

BackRub adındaki yeni arama aracı

Ocak 1996

Google

Artık Stanford Üniversitesi bilgisayar mühendisliğinde doktora öğrencisi olan Larry ve Sergey, BackRub adında bir arama motoru üzerinde birlikte çalışmaya başlar.

BackRub arama dizini büyüyor

Şubat 1996

Google

BackRub bir yıldan uzun bir süredir Stanford sunucularında çalışmaktadır ve sonunda çok fazla bant genişliği kullanmaya başlar.

Google.com etki alanı olarak tescil edilir

15 Eylül 1997

Google

Larry ve Sergey BackRub arama motorunun yeni bir ad alması gerektiğine karar verir. Bir süre beyin fırtınası yaptıktan sonra, 1’i izleyen 100 sıfır ile temsil edilen matematik terimi “googol” üzerinde yapılan bir kelime oyunuyla Google adında karar kılarlar. Bu terimin kullanılması, web’de neredeyse sınırsız miktarda bilgiyi düzenleme misyonlarını yansıtmaktadır.

Google Project 10100 olarak adlandırılan proje, Google ‘ın dünyayı daha da yaşanabilir bir yer yapma gayretinin en somut ve en ciddi projesi olarak start alıyor.

Google Project 10100 nedir?

Google 10. yılının ve olağan üstü başarılarının bir kutlaması olarak hazırladığı “Timeline” yani “Zaman Çizelgesi” ‘ni yayınladı.. Google için çok önemli adımlardan bahsedilen sayfadan bir çok adımı Türkçeye çevirerek blogumda Konu Konu yazacağım. Yani her bir  yapı taşı için ayrı bir konu açılacak.

Google dünyaya yararlı olacak proje fikirlerimizi istiyor. Herkes bir fikir üretsin ve dünyayı daha yaşanabilir bir yer yapalım. Ve bu oluşuma Google ön ayak olarak 10 Milyon dolar ayıracağını belirtiyor.

Project 10100

Dünyayı değiştirmek mi istiyorsun? Bizde istiyoruz. Olabildiğince çok insana yardım edicek fikirler arıyoruz. Ve bunu yapacağımıza söz veriyoruz.

En Çok Yardımı Sağlayacak Olanlar Kazansın

Adı altında geçen projenin İnglizce sayfasında, bir youtube karikatür videosu var. Hem video yu koyup hemde yazılı olarak bahsetmeden önce, bu projeyi araştırırken farkettim.. Türkçe sayfada sadece video karakterlerinden birinin fotoğrafı konmuş.. YouTube kapalı ve Türkçe sayfasının ezikliği.. Yazıklar olsun.

google prject10

Video konunun devamında olacak.

Neyin değil, En Çok Neyin Yararı Olucak?

Sorusuna cevap aranıyor ve bu oluşuma bir fikir göndermek için son gün 20 Ekim 2008 Pazartesi.

Google’da, bütün cevapları bildiğimizi düşünmüyoruz ama cevapların oralarda bir yerlerde olduğuna inanıyoruz. Belki bir laboratuvarda, bir şirkette ya da üniversitede; belki de değil.

Belki de herkese yardımcı olacak cevap, sizin kafanızın içinde, gördüğünüz bir şeyde, kafanızda evirip çevirdiğiniz bir düşüncede, dikkatinizi çeken küçük bir ilişkide ya da yeni gözlerle gördüğünüz eski bir şeydedir.

Birine yardımı olabileceğini düşündüğünüz bir fikriniz varsa, duymak istiyoruz. Mümkün olduğunca çok insana yardımı olacak fikirler arıyor ve bunları hayata geçirmek için gerekli fonları sağlamak istiyoruz. Fikirlerinizi gönderebilir ve başkalarından gelen fikirler üzerine oylama yapılmasına yardımcı olabilirsiniz. Fikirlerin son aşamadaki seçimi, bir danışma kurulu tarafından gerçekleştirilecektir.

Başvuru formunu doldurarak başlıyoruz.

Fikirlerin oylanması 27 Ocak’ta başlıyor.

Fikir üretip bırakmıyorsunuz. Üretip bunu hayata geçirmeye de çalışacaksınız aynı zamanda. Bunun içinse Google tam 10 Milyon dolarlık bir fon ayırıyor. Para sizin için bir sıçrama tahtası olabilir, ancak önemli olan fikirdir. Video çok anlamlı mutlaka izleyin.

Aşağıdaki kategorilerden birini kapsayan bir fikrinizi/projenizi;

Kategoriler:

  • Topluluk: İnsanların birbirine bağlanmasına, topluluklar oluşturmalarına ve özgün kültürleri korumasına nasıl yardımcı olabiliriz?
  • Fırsat: İnsanların, kendilerine ve ailelerine daha iyi bakmalarına nasıl yardımcı olabiliriz?
  • Enerji: Dünyanın, güvenli, temiz ve ucuz bir enerjiye yönlenmesine nasıl yardımcı olabiliriz?
  • Çevre: Daha temiz ve sürdürülebilir küresel bir ekosistemi teşvik etmeye nasıl yardımcı olabiliriz?
  • Sağlık: İnsanların, daha uzun ve sağlıklı yaşamalarına nasıl yardımcı olabiliriz?
  • Eğitim: İnsanların, daha iyi eğitime daha fazla erişebilmelerine nasıl yardımcı olabiliriz?
  • Barınma: Herkesin yaşayacak güvenli bir yere sahip olmasına nasıl yardımcı olabiliriz?
  • Diğer konular: Bazen en iyi fikirler, hiçbir kategoriye sığmazlar.

‘den her hangi birine uygun olarak, şu kriterleri;

  • Kapsamı – Bu fikir kaç insanı etkileyecek?
  • Derinlik – İnsanların bu fikre ne kadar ve ne aciliyette ihtiyacı var?
  • Yapılabilirlik – Fikriniz 2 yıl içerisinde uygulayabilir miyiz?
  • Etkinlik – Ne kadar basit ve ucuza mal edilebilir ?
  • Süre – Projeniz ne kadar süreyle insanlığa hizmet edebilir?

de göz önünde bulundurarak fikrinizi gönderebilirsiniz.

(: Fikrinizi video ile de tanıtabilirsiniz. Bunun içinse en az 30 saniyelik bir görüntüyü YouTube.com ‘a yükleyip linkini başvuru formuna eklemelisiniz.

Hizmet ŞartlarıGoogle Project 10100 İletişimadtech ile reklam 2.0 dönemi başlıyor ve Trkycmhrytllbtpydrklcktr r10.net seo yarışması

Read the rest of this entry »

Gün içerisinden..

Tarih: Eylül 23rd, 2008 Kategori: Genel

YerindeWeb Sanayi projemiz bomba gibi ilerlerken ancak geceleri günlüğe birşeyler karalayabilir hale geldim. Zaten farkettiyseniz yarışma sıralamalarını ancak gece saatlerinde alabiliyorum. Fakat şu anda ofiste bir müşterimi beklerken yazasım geldi. Yarıya kadar yazdım ve taslak kaydettim. Saat 22:30 ve ben ancak biraz daha yazmaya fırsat buldum.

SON DAKİKA HABERİ BİRAZDAN

Öncelikle göstermek istediğim, Google’ın arama sonuçlarından 1 tane O harfini nasıl yok edebileceğiniz (: Evet hani şu altta çıkan şeyler: 10o 10 tane sonuç varken 10 tane “O” harfi var.. Ama 1 sayfa sonuçvarken de 2 tane o var. Oysa 1 sayfa sonuç varken bize, bu siteden daha fazla sonuç için tıklayın gibi saçma bir öneri veriyor. Ama genede en alttaki 1 sayfalık sonuçlarda google altında “Gogle” diye birşey yazması gerekir. Ama yazmıyor :D Fakat ben buldum bi olay. Google’ı irdelemek konusunda adtech ile reklam 2.0 dönemi başlıyor ve Trkycmhrytllbtpydrklcktr r10.net seo yarışması sitemi takip edin (:

Gogle (: işte bu sonucu almak için Şurayı tıklayın.

(: “Gogle” da pek fena durmuyor..

Herneyse, gün içerisinde online sinema izle olaylarına bakma fırsatım oldu. baya karıştırdım ve bu olayın aslında download edip izlemekten çok daha iyi olduğunu farkettim. Kalite neredeyse aynı ve filmi beğenmezseniz saatlerce download emeği çekmeden hemen başla bir filme geçebilirsiniz.

1211gif Aslında bu adamların tartışmalarını çok yakından takip ediyorum. Chp’li Kılıçdaroğlu, her lafında belgelerle, tanıklarla, imzalarla gündeme yeni suçlamalar falan getiriyor, diğer yandan ona karşılık veren Akp ‘li Dengir Mir ise adama küfür etmemek için zor tutuyor kendini (valla). Bir kaşık suda boğacak sanki adamı. Bu olaylar niçin televizyon programlarında ortaya çıkar anlamam. Kimse kimseye dava açmıyor mu ? Ama geçen gün RTÜK Başkanına Başbakan Zırhı dyie bir haber okudum :D O ne öyle ya, Rtük bildiğin Radyo Televizyon Üst Kurulu. Bu adamlara dava falan açamıyacakmışız. Adam kaza yapsa birisi ölse yanına kalıcak demek bu. Yolsuzluk yapsa, rüşvet alsa, bunu “-evet yaptım” demedikçe kılına dokunamıcaz. Bu dokunulmazlık niye varki :D Adam başbakan olmuş, ben niye o adama başbakan olmuş diye dava açamıyorum onu anlamış değilim.

Gene herneyse, gün içerisinde Google, 21 Eylül indeksimizi Önbellek olarak almış. İyi bir gelişme ve hemen bu yazıdan sonra çok güzel bir konudan bahsedicem. Google 10100 ! Birazdan Bomba gibi bir google projesini duyuracağım.

SON DAKİKA HABERİ BİRAZDAN

Bu yazımda Google’ın önem verdiği ve vermediği bazı kodlamalardan bahsedeceğim.

Bilindiği üzere google bot sitemize geldiğinde, sitemizi bizim gördüğümüz gibi görmez. Böyle bir düşünceye kapılmışsanız eğer (: şu anda kafanızdan atmanızı öneririm. Peki ya;

Google sitemizi nasıl görür?

Nereyi okur nereyi okumaz.

Ona nasıl yardım ve yataklık ederiz?

Sayfamızdaki html, JavaScript, php ve asp kodları Google Bot davranışlarını nasıl etkiler.

W3C Standartı niçin var?


Bu sorulara cevap verelim.

Öncelikle bahsetmek istediğim Sitemizin google botta nasıl bir imajı olduğu, Google bot kadın olsa kaslı bir siteden, erkek olsa bikinili bir siteden hoşlanır gibi saçma sapık şeyler söylemyeceğim (: Ama aslında gerçekte, Hem kaslı hem bikinili olması gerekir. Kas? Sıkı yazılmış, W3C standartları ile kodlanmış bir script yapısı, bikini ise sadelik ve açıklık olarak algılanmalıdır. Arada modaya uyup 2-3 tane de alt=”" tagı kullanarak resimlerle süsledik mi, Sadece Google Bot’u değil, Google İmage Bot’unda gözüne girmiş oluruz. Ayrıca adtech ile reklam 2.0 dönemi başlıyor ve Trkycmhrytllbtpydrklcktr r10.net seo yarışması sitemin google bot’a nasıl göründüğünü merak ediyorsanız tıklayın.

Yazı ve Kod orantısı nasıl olmalıdır.

Bu konu kendimce ortaya koyduğum ve test ettiğim bir optimizasyon ipucudur. Google’ın dikkat ettiği bir husus olarak görmekteyim. Fakat aklınıza hemen gelicektir ki;

“- Çok büyük siteler var, hem başarılı hemde bu dediklerine hiç uymuyorlar? Bunu nasıl açıklayacaksın?”

Bu durum elbetteki kaideyi bozmaz. Çünkü google için en büyük etken popülerlik ve organik hit sahibi olmaktır. Düşünsenize, Alexa.com sitesi dünya üzerinde bir sıralama algoritması geliştirmiş. Bence Google’da bunun 10 katı daha sıkı bir algoritma mevcut. Hangi site neye göre hangi kelimeye göre popüler bunu bir çok kriter sayesinde irdeliyor ve sıralama veriyor. Yani popüler olduktan sonra, istersen siteni Google’a kapat. Genede yüksek pagerank alıcaksın. Çünkü Google çok cömert ve saygılıdır. Sen benim erişimimi engelliyorsun diye sana pagerank yok demez asla.Sıralamalarda görünmessin, bu da zaten senin isteğin üzerine gerçekleşen birşey.

Kafanızda oluşacak soruları tahmin edip cevaplarını yazmaya devam edicem.

Gelelim yazı ve kod orantısı bağıntısına. Google Web Yöneticisi Yönergelerinde açık açık bahsediyor, “- Kullanıcı dostu sayfalar oluşturun” diye. Bu elbette sağdan soldan zıplan, yanan dönen gif’lerden bahsetmiyor (: sitenize gelen kişiye yalın ve kurallı bir dil ile ona hizmet edin diyor. Peki bu sizce en yalın nasıl olur ? Parkinson Hastalığığını merak eden birisi sitenin sağında solunda bir sürü reklam kutusuyla karşılaşınca ne kadar mutlu olur? Sitenizde ne kadar kalmak ister. O yazı ona nasıl Çekici gelir ? Bir web sayfası oluştururken İşte bunları hep analiz etmelisiniz, bir orantı kurulacak olursa. Her 1 paragrafta 1 adet kalın başlık. 3-4 adet vurgu kelimesi (kalın, eğik, altı çizili) en az 1 adet link, en az 1 adet resim. Bakın bir web sayfası yaptık ve gelen ziyaretçiye aradığı şeyi vereceğimize dair inandırdık. Kalın başlığı direk farketti ve “- hah. tam aradığım şey” deyip göz atmaya başladı (daha okumadı), kalın ve altı çizili kelimeler hemen ilgisini çekti ve konunun geneli hakkında kısaca bir bilgi edindikten sonra, 1 adet resim sayesinde kafasında bu bilgiler bir yere sahip oldu (Bilgisayarlar ile insan beyinleri ters mantıklıdır. Bilgisayarlar için yazılar çok basit saklanan bir olgu iken, insanlar için fotoğraflar çok basit olarak saklanır. Yazı Hafızası, Resim Hafızası diye kısaltılabilir.) ve son olarak bir adet link ile, “buradan daha fazla bilgi alabilirsiniz.” “Kaynak” gibi terimler kullanımı kullanıcıya sitenizi takdir etme isteği verirsiniz. Öncelikle kaliteli olmalısınız. Kalite konusunda çok çok konuşabilirim ama bunu zaten Cenk arkadaşımız r10.net te yazmış. Okumanızı tavsiye ederim.

Kalite nedir?

Her sektörde bazı firmaların, kurumların, bireylerin yaptıkları işte kalite farkı vardır. Kimi hızlı bitsin ister kimi yavaş olsun tam olsun ister.
Kalite, üzerinde emek harcanılarak yapılan iştir. Başkalarından, etraftan toplayarak değil kendi birikimlerinizle yapılan iştir. Kaliteli iş yapmak kısa vadeli değil fakat uzun vadede avantajdır.

Düzen nedir? Nasıl bir düzenden bahsediliyor?

Düzen bir işte gidilen sabit yoldur. Ne sağa ne sola dönülür. Dümdüz ileri gidilmesidir. Sitemizi kurduktan sonra kaliteli bir düzen sağlanırsa, zamanla farkedilirsiniz. Markalaşırsınız… Bu düzeni korumak daha önemlidir. Siz kaliteli bir düzen kurar ve bu düzenle yolunuza ilerlersiniz. Gün gelir kolay yola sapmaya çalışırsınız. Tüm emekleriniz bir anlık heves ve hırs yüzünden gidebilir. Markalaşmak sabit bir yol izlemek ve içeriği ziyaretçi için, ziyaretçiye kaliteli bir site sunmak için harcanan emektir.

SEO‘ya etkisi nedir?

Etrafta birçok site görüyoruz. Markalaşmışlar artık (maçkolik, haberturk, izlesene…). Bunlar ilk başlarda özgün projelerdi. Etraftan çalınarak değil birikimlerin üstüne birşeyler eklenerek yapıldılar. Ne bütün gün link kastılar, ne de aceleci davrandılar. İşlerini kaliteli yaptılar ve zamana bıraktılar. Kısa vadede hızlı başarı sağlanmadı fakat kaliteli düzeni sürdürdükçe başarıları arttı. Google herkesin bildiği gibi kaliteli siteleri sever. Kaliteye, emeğe önem verir. Özgün, temiz, geniş içeriğe sahip çıkar. Siz içeriğinizi temiz, özgün, kaliteli tutarsanız elbet uzun vadede seo‘da güzel bir başarı elde edebilirsiniz. Örnek verdiğim markalaşmış siteler link kasmadıkları halde, çoğu zor kelimede ilk sayfadalar. Bu da markalaşmak ve kalitenin etkisi. Markalaşmak için de kaliteli olmak zorundayız…

Etraf çöp site dolu ve üst sıradalar! Neden?

Link kasılarak üst sıralara çıkıldığında berbat bir içeriğe sahip olsanız bile biraz hit potansiyeliniz oluyor. Bu hit size saygı yada markalaşma getirmez. Boş ziyaretçiden öteye de gitmez. Kısa yoldan başarılı olmak kolaydır fakat uzun vadeli düşünmek daha yararlıdır. Siz belli bir düzen kurup, o düzende devam ederseniz emin olun kazanan siz olacaksınız.

* Makale bana aittir. Kaynak gösterildiğinde kullanılabilir.
Cenk / Kalite üstüne kurulu düzenin SEO’ daki önemi – r10.net

Kaliteli bir tasarım ve içerikten sonra geldik en can alıcı noktaya. Yazı ve Kod orantısı bize ne kazandırır? (: az önce yaptıklarımız bize daimi ziyaretçi kazandırdı. Bu orantı sayesinde de daimi google bot ziyareti ve hızlı indexlenme sağlayacak. Bir web sayfasında bize yararı dokunacak bir çok kod kullanabiliriz. Kayan yazı olabilir, rengi sürekli değişen yazılar olabilir, yanıp sönen ve aynı zamanda rengi değişen sağa sola zıplayan yazılar olabilir. Her şekilde yazı olarak kullanılması 1 + demektir. Fakat, düz mantıkla düşünmek gerekirse bunlar sadece ziyaretçiyi etkileyecektir. Google bot için, kalınlık, altı çizik, italik, sıralı maddelenmiş, sırasız maddelenmiş, h1 h2 h3 gibi genel olarak standartlaşmış.. Kısacası text i fazla koda boğmadan ilgi çeken kodlamalar google bot tarafından iyi karşılanır. Bir diğer öngörü ise, Google bot sitemizin sadece kaynak kodlarını görüyor olmasıdır. (: hiç kaynak kodlarınıza bakdınız mı ? o kadar karmaşıktır ki bir bakışta neyin ne olduğunu anlaması zor olabilir fakat bu google için çocuk oyuncağıdır. Google kullanıcı dostu bir arama motoru olduğuna göre, ona yukarıda belirttiğim kullanıcı dostu ilkelerine uyan yazılar okutmamız gerekir. Sağa sola zıplayan rengi değişen yazılar yerine, yani fazla kod kalabalığı yapmak “kelime odaklı” seo ya aykırı bir davranıştır. Az kod çok text mantığı her zaman 1 adım öndelik getirir.

“- Umut çok abartıyorsun ne olacak canım ha 5 satır ha 50 satır.. ”

Biraz derin düşünelim. Eğer her bir yazı için 2 satır kod kullanıcak olursak. 5 satırlık bir text yazı bize 5/2 oranında bir orantı vericektir. Sonuç 2.5 eder. Fakat 50 satır yazıda 2 satır kod kullanıcak olursak, 50/2=25 sonucunu verir. Sizce hangisi daha kullanıcı dostu olur ? 5 satırda ancak birşeyi özet geçersiniz. Ve özetler pek de yararlı olduğu söylenemez. Sizin sitenizden bir özet sayesinde çok şey öğrenemez ziyaretçi, fakat ancak fikir edinir. Sonra o fikir neticesinde aramasını derinleştirir.. Kanser Nedir? başlığınızda. Kanser kemoterapi sayesinde bir çözüme ulaşabilir dediğinizde, kullanıcıya birde kemoterapiden bahsetmezseniz gidip başka sitede arayacaktır :D Bu da yazı içinde “- Bkz: Kemoterapi nedir?” gibi bir link (yukarıda bahsettiğim her yazıda 1 adet link meselesi buradan doğmakta) koyarsanız kullanıcının sitenizde geçirdiği her saniye size bir zafer getirecektir.

“- Peki Google 5 satırlık dediğin sayfalardan haberdar mı ? onları nasıl değerlendiriyor?”

Evet elbette haberdar, ve bunu Supplemental Nedir? Ne değildir? Nasıl önlem alınır? adlı makalemde uzun uzun anlattım. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Şurada Supplemental hakkında resmi bir Google duyurusu var.

“- Umut, yarışma sitenin Kod ve Yazı oranlarını biliyor musun? Bunu nasıl öğrene biliriz? Ben seninkini çok merak ettim doğrusu.”

Elbette kendi sitemin kod ve yazı oranlarını, hem yüzdelik olarak hemde işgal ettiği byte/kb  cinsinden hep takip ederim. İşte adtech ile reklam 2.0 dönemi başlıyor ve Trkycmhrytllbtpydrklcktr r10.net seo yarışması sitemin oranları;

Sayfa Boyutum: 72187 Byte yani 70 KB
Sayfadaki kodların boyutu: 15605 Byte yani 15 KB
Sayfadaki yazıların boyutu: 56582 Byte yani 55 KB

ve son olarak, kod – yazı orantısı: % 78.38
http://adtechr10netseoyarismasi.net

Sonuçlar böyle, Kod yazı orantısına gösterdiğim önem % 75 lik bir orantıda tutmamdan görülmekte.

Peki, yarışmada ilk 3 sitenin de analizlerini yapayım.

——————————————-

Sayfa Boyutu: 75 KB
Sayfadaki kodların boyutu: 49 KB
Sayfadaki yazıların boyutu: 26 KB

kod – yazı orantısı: % 34.48
r10-seo-yarismasi.com

——————————————-

Sayfa Boyutu: 53 KB
Sayfadaki kodların boyutu: 23 KB
Sayfadaki yazıların boyutu: 30 KB

kod – yazı orantısı: % 56.19
adtechseoyarismasi.com

——————————————-

Durumlar böyle, İsterseniz sizinde sitenizin analizini yapabilirim. Bunun için bu konuya yorum olarak sitenizin adresini yazmanız yeterli olucaktır. Gene yorum olarak bu konuya ekleyeceğim.

——————————————-

Google nereyi okur nereyi okumaz.

Google bot artık eskisinden çok daha performanslı ve okuma arzusu 100 kat artmış bir biçimde, Flash dosyalar içerisindeki, smart object’e çevrilmemiş (resme çevrilmiş veya harf harf resme çevrilmiş yazı stilleri. Bunu font uyumsuzluğu yaşanmaması için profesyonel flash uzmanları yapmakta.) ise google tarafından indexlenebilir. Fakat aynı zamanda google’a zorluk çıkaran bazı kodlama hatalarıda mevcut. Açılan bir html tag’ın kapatılmaması, Css inizde bulunmayan bir stil ismi ile biçimlendirilmiş bir metin.. Bu gibi hatalar google bot’a zorluk çıkarıcaktır ve sayfanızın “Güvenilirliğini” (trust rank)

Ona nasıl yardım ve yataklık ederiz?

Sadece kodlamalarınızda sadelik ve hatasızlık ile google’a muhteşem bir sayfa sunabiliriz. Aynı zamanda sitemizde rahatça gezinebilmesi için konular içinde linkler vererek sayfadan sayfaya geçmesine olanak sağlarız. Yataklık kısmı mecazen orada (:

Sayfamızdaki html, JavaScript, php ve asp kodları Google Bot davranışlarını nasıl etkiler.

Google tüm web kodlama dillerinde hizmet vermekte, temel olarak HTML baz alınıyor zaten, siz her ne kadar php veya asp yazsanızda, bu browserlara html olarak yansımakta, ve google ancak bu html kısımlara dikkat çekmektedir.

“- Nası yani?”

Mesela; bir iş başvurusu formunda,

Adınız [..........] (burası yazı yazma kutusu)
Soyadınız [..............]
Hamile misiniz [.................]

şeklinde yazılırsa, soru kısımları ancak google tarafından dikkate alınır. Fakat artislik yapıp kodlama becerinizi sergilemek istediyseniz, ve Her soruyu ilgili cevap kutucuğunun içinde Caption olarak gösterdiyseniz, ziyaretci ilgili kutuya tıklayınca o acıklama yerini boş kutucuğa bırakıyorsa. Buradaki input kutusu içerisinde yazdığınız açıklama google tarafından dikkate alınmayacaktır.

JavaScript, Web 2.0 teknolojisinin yapı taşları olan javascriptler, her kullanıcıya farklı web sayfası sunmak gibi harika bir lüksü de yanında getirdi. Elbette ki google buna karşı hazırlıklıydı. Çünkü google aynı zamanda google üzerinden yapılan aramalar sonucunda cıkan sonuçlar içerisinden bilgisayarınıza zarar vericek siteleri elemek zorundadır. Bunu da yapıyor zaten.. “- Bu site bilgisayarınıza zarar verebilir” uyarısı gelir bazen sonuçlarda. Çünkü google bot da bir ziyaretçidir ve o siteler aynı zamanda google’ın bilgisayarlarına da virüs sokmaya çalışırlar, Google’da bunu yakalar (: . Bu tür siteler genellikle JavaScriptler içerisinde çalışan bazı kötü amaçlı yazılımlar (exploit, worm, dark cookie, virüs, truva atları) size sormaksızın yükleyebilmekteler. Bu da neden yeni bir bilgisayara hemen popuplar açan, anasayfanızı kilitleyen ve saçma sapan bir sayfaya yönlendiren, sizden habersiz belgelerinizi  kendi serverlarınam gönderen virüscüklerin bulaştığının yanıtıdır.

JavaScript kullanıyorsanız bu tür yanlış anlaşılmalara mahal vermemelisiniz. Kodlanmış dahi olsa google bu kodları da decode etmekte uzmandır. (tecrübe..)

W3C Standartı niçin var?

Yukarıda bahsettiğim tüm etkenlerde doğru kodlamadan ve bir standartlaşmadan bahsettim.

Google bot sitemizi taramaya şu şekilde başlar;

sayfanızın en solüst kısmına bakın.. oradan itibaren en sağalta kadar okur. Her bir satırı okurken, açılan html tagların nerede kapandığına, verilen linklerin ne şekilde neyi anlattığına (title=”" alt=”") hep dikkat eder. En ufak bir hata bile, aslında çok rekabetli bir ortamda size sıralama kaybettirebilir. Bu hataları kullanıcılar farketmeyebilir. Çünkü browserlarımız kullanıcı dostu olarak geliştirilmektedir. Bir sıkıntı durumunda bunu bir şekilde düzelterek bize yansıtırlar. Bu webmaster için biraz kötü, ziyaretçiler için iyi bir özelliktir.

Bir gece makalemin daha sonuna geldik.

Yukarıda dediğim gibi;

İsterseniz sizinde sitenizin analizini yapabilirim. Bunun için bu konuya yorum olarak sitenizin adresini yazmanız yeterli olucaktır. Gene yorum olarak bu konuya ekleyeceğim.

Bu Yazı adtech ile reklam 2.0 dönemi başlıyor ve Trkycmhrytllbtpydrklcktr r10.net seo yarışması seoxy.net’ te  ”Yazı / Kod orantısı ve Google Güvenilirliğini Arttırıcı Etmen” adı altında yayınlanmaktadır.

Ülkemizde birçok toplumsal olayda sorunlarla karşılaşıyoruz. Bu sorunlar hepimizin bildiği üzere ailede, sporda ve trafikte şiddet, suçlarda artış gibi insani olgunlaşmanın yetersiz ve düzeysizliğiyle ilgili sorunlardır. Bütün bu olaylar sonunda her seferinde de aynı yorumla karşılaşıyoruz: “Eğitim şart”.Bu yorum o kadar çok yapılıyor ki artık dejenere oldu ve TV reklamlarında Cem Yılmaz haklı olarak bu yorumla dalga geçiyor; çünkü ülkemizde eğitimden algılanan sadece öğrencilerin üniversite sınavında gösterdiği başarıyla sınırlı kalmakta. Oysa eğitim insanı insan yapan özelliklerin gelişimidir. İnsan ilişkilerinde niteliğiniz, kendinize verdiğiniz değer, başkasını anlama(empati),tahammül sınırınız, ahlaki tutumlarınız,;sanata,bilime,spora verdiğiniz değer,öğrenmeye ve gelişmeye karşı sınır tutumunuz,alışkanlıklarınız,demokrasi anlayışınız,kazandığınız kişisel beceriler,çağdaşlık düşünceniz,aile,yurt sevginiz,keşfetme,araştırma dürtünüz,çalışmaya ve emek vermeye karşı düşünceniz ve tutumunuz,sosyal dayanışma beceriniz,yaşama karşı pozitif tutumunuz,mutlu olma yollarını bilme ve uygulama beceriniz,insan,doğa,çevre sevginiz,saldırganlığınızla baş etme beceriniz gibi insani gelişiminizin düzeyini gösteren birçok kök duygularınızı çok küçük yaşlarda;2 ile 6 yaş arası dönemde deneyimliyorsunuz.İnsanoğlu 2,5-3 yaşına kadar aile ortamı içinde sevgi ve korunma altında doğum sonrası gelişimini tamamlar.Daha sonra kendisinin,çevresinin,doğanın ve toplumsal gelişmelerin ayırımına başladığı farkındalık dönemi başlar.Artık sosyalleşme dönemi gelmiştir.bu yaşlar da kazanılan hatıralar daha sonra hatırlanamadığından bilinçaltına gider ve yukarıda bahsedilen davranışlara zemin teşkil eder;çünkü dünyayı ,toplumu bu yaşlarda algılamaya gerçekten çok derinden olmaktadır.Çocuk gerçek olmayan film,masal,hikaye gibi kurgusal her şeyi gerçek gibi yaşar.Çocuk olaylara ve kişilere karşı,soyut düşünce ve yorum düzeyine gelmediği için savunma zırhı gelişmemiştir.Bütün uyaranları içine alır ve kabul eder.Onu klasik masallardaki gibi iyiler ve kötüler,cadılar,kan,şiddet gibi uyarıcılara maruz bırakırsak o da dünyaya buna uygun başlarız.Bu algı ve hatıralar ilerideki yaşantımızda bizi farkına varmadan etkileyen temel dürtüler haline gelir.Sosyalleşmeye başlayan çocuk,dünyaya dair edindiği izlenimlerden etkilenerek duygularını olgunlaştırmaya başlar.Bu etkilenme bir tepki vermeye hazır hale gelir.Bazen karşılaştığımız herhangi bir olayda içimizde sebebini çözemediğimiz iyi veya kötü duygular yaşarız.Bunun sebebi hatırlayamadığımız yani 5 yaş ve öncesinde yaşadığımız hatıralardır.Bu nedenle 6 yaş öncesindeki yaşantılarımızın kalitesi hayatımızda etkisi büyük bir dönemdir.

Çocuğun 2-3 yaşına kadar ana babasıyla yaşadığı pozitif yaşantılardan sonra çocuğun kendini geliştirecek ve deneyecek daha aktif bir ortama katılması gerekir. Bu aktif ortam daha önceleri geniş aileler, mahalle arkadaşları, sokak ve bahçe yaşantıları idi. Artık okul öncesi kurumlar daha organize ve gelişmiş bir şekilde bunların yerini aldı. Bütün yukarıda anlatılanlar sonucunda okul öncesi kurumun önemi gözler önüne serilmiş oluyor, adtech ile reklam 2.0 dönemi başlıyor ve Trkycmhrytllbtpydrklcktr r10.net seo yarışması.

Uzman Psikolog Mustafa Miral‘e Teşekkürler | www.onokulyesilcizgi.com | Ankara Kreş

Audi A1, Mini Cooper’ın Önünü Kesicek!

Tarih: Eylül 21st, 2008 Kategori: Genel

Audi A1

Az önce Hürriyet’te haberini gördüğüm Audi A1 haberinde aracın 2010 yılında yollarda olacağı söyleniyor. Resimlerden de anlayacağınız gibi ufak sınıf otomobiller arasına giricek olan A1 bu sınıfta en en lü Mİni Cooper’ın tahtını sarsıcak gibi görünüyor. 16 Bin € olarak fiyatlandırılacak A1 ‘in 5 çeşit güç modeli çıkıcak.

Hemen sonrasında çıkıcak olan S1 Modeli ise 200 Beygir 2 litre motor kapasitesiyle A1 ‘in daha kuvvetlisi olarak sürülücek.

Mesajın devamında Audi A1 Foto Galerisi Var..

Read the rest of this entry »

sergey-brin

Kişisel bir blog’a başlamış. ilk mesajında;

Kişisel günlüğüme hoşgeldiniz. Google, 10 üzeri 100(buna googol denir) olarak oynanan bir oyunken, “too”(two(iki) ) çok daha ufak bir numara ve aynı zamanda “-de, -da” olarak da kullanılır. Bu günlüğün benim iş hayatımı değil kişisel yaşantımı gösterdiği gibi..

(: Bu adamdan çok daha iyi bir başlangıç yazısı beklerdim. Ama dikkatle devam edicem. Bakalım büyükler ne kadar büyük bir adtech ile reklam 2.0 dönemi başlıyor ve Trkycmhrytllbtpydrklcktr r10.net seo yarışması blog yazabilicekler.

Şurada da kankası Larry ile elektrikli arabalarını şarz ederken (:

sergey ve kankası

En son yazısında ise Sergey, annesinden falan bahsetmiş. (: Önemli noktaları kısaca özetleyerek çevirdim.

Annesi 20 yıldan uzun bir süredir NASA’da bilgisayarlarla çalışmış. Bu süreç sonrasında bazı sorunlar belirmeye başlamış. Baya anlatmış ama kısaca özetlersek Parkinson’s Disease denilen titremeli felç başlamış annesinin ellerinde. Bir nevi işlevselliğini kaybedip, kontrol zorluğu çekilen hastalıkdır. Hastalığın kesin bir çözümü bulunmasada ilaçlar sayesinde etkisi azaltılabiliyor ve hayatı az da olsa kolaylaştırıyormuş.

Annesinin halasının da aynı hastalığa kapılmış olması, parkinson’s hastalığının genetiksel bir yolla geçiş yapıyor olmasından şüpheleniliyormuş. Bu konuda tıpta kesin bir ibare bulunmuyormuş. Annesi oğlunun da bir gün bu hastalığa kapılmasından korkuyor olmalı..

Eşi, Anne, 2004 ‘te bir çalışmaya katılmış. Konu Parkinsons’s hastalığıymış ve Sergey’de bu araştırmanın gelişmelerini çok yakından takip etmiş. Gerçekten genetiksel olarak mı yoksa dış etkenler sayesinde mi oluştuğunu bulmaya çalışıyorlarmış.

Herşeye karşın genetiksel kalıntıların bu hastalığa sebebi çok nadir olarak görülmekteymiş. Genetik olarak geçen LRRK2 geni Parkinson hastalığına sebebiyet veriyor olabilirmiş.

Yazıya fazla devam etmeyi gereksiz gördüm. Aslında Parkinson Hastalığı hakkında şu satırları Ntvmsnbc.com dan yayınlıyorum..

PARKİNSONİZM NEDİR?
Parkinsonizm kelimesi belli bir hastalıktan çok, değişik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan bir dizi belirtiyle tanınan bir durumu çağrıştırır. Bu belirtilerin en önemlileri uzuvların titremesi, kasların sertliği ve vücut hareketlerinin yavaşlığıdır. Bu üçlemeye eklenebilecek diğer belirtiler arasında, öne eğik duruş şekli, küçük adımlarla ve ayaklarını sürüyerek yürüme, yumuşak, hızlı ve aynı tonda konuşma sayılabilir. Parkinson hastalığı, çeşitli parkinsonizm tabloları arasında kendine özgü belirtiler ve beyinde oluşturduğu değişikliklerle ayrı bir yere sahiptir ve ileride ayrıntılarıyla ele alınacaktır.

Parkinsonizmdeki titreme, özellikle elleri ve ayakları, bazen dudakları, dili, çeneyi, seyrek olarak da gövdeyi etkileyebilir. El veya ayakta dinlenme halinde ortaya çıkan titreme bir hareket sırasında kaybolur. Örneğin uzanıp bir cismi tutma hareketi sırasında eldeki titreme kaybolur, dinlenme haline geçince tekrar ortaya çıkar. Titremenin tıbbi karşılığı “tremor”dur. Dinlenme sırasında ortaya çıkma özelliği diğer hastalıklarda görülebilen çeşitli titremelerden ayırdedilmesine yardımcıdır.

Parkinsonizmde kaslarda dinlenme halinde bile değişmeyen bir sertlik bulunur. Hastayı muayene eden doktor uzuvları pasif olarak hareket ettirdiğinde sabit ve değişmeyen bir dirençle karşılaşır. Ancak etkilenmiş kaslar gevşeyemez gibi görünürse de, bu istenilen şekle sokulabilen bir sertliktir. Kaslardaki bu sertlik haline “rijidite” denir.

Üçüncü belirti vücut hareketlerinin yavaşlamasıdır ve “bradikinezi” olarak isimlendirilir (Yunanca’da “brady “yavaş, “kinesis” ise hareket manası taşır). Yeni bir harekete başlarken tereddüt, o eylemi yaparken yavaşlık ve hızla yorulma ile şekillenen karmaşık bir olaydır. Bradikinezi, gözleri kırpma, yürürken kolları sallama, konuşurken açıklayıcı olarak yapılan el ya da beden hareketleri veya yüz ifadesini yaratan hareketler gibi farkında olmadan yaptığımız otomatik hareketleri yapmaktaki yetersizliği de içerir. Hastalarda tüm bu hareketler yavaşlamıştır.

PARKİNSONİZMİN NEDENİ
Parkinsonizm adı altında toplanan karmaşık belirtiler beyinde “substansiya nigra” denilen özel sinir hücrelerinin oluşturduğu bir çekirdeğin iyi işlev görememesinden ileri gelir. Latince’de kelime anlamı “kara madde” olan bu çekirdeğin otopsi incelemesinde çıplak gözle hemen farkedilebilecek biçimde derinlemesine koyu renkte olduğu bilinir. Mikroskopla bakıldığında bu çekirdek içinde yer alan sinir hücrelerinde yoğun halde boya (pigment) zerrecikleri görülür.

Substansiya nigranın sinir hücreleri “dopamin” denilen kimyasal bir madde yapar ve depolar. Bu hücreler beynin derinliğinde bulunan ve komşu konumdaki küçük bir gri cevherden oluşan ve “korpus striatum” (çizgili cisim) denilen bir yapının sinir hücreleriyle bağlantılıdır. Substansiya nigra hücrelerinin yaptığı dopamin, sinir lifleriyle korpus striatuma taşınır ve oradaki hücreler arasında kimyasal iletici olarak görev alır. Substansiya nigra hücreleri hasara uğrarsa dopamin yapıp depolayamaz ve striatumda dopamin eksilir. Bu eksiklik ciddi boyutta olduğunda parkinsonizm belirtileri ortaya çıkmaya başlar.

Beyinde dopamin eksikliğine yol açan nedenler:
1- Substansiya nigranın sinir hücreleri çeşitli sebeplerden yok olabilir: Bu durumun en sık rastlanan örneği Parkinson hastalığıdır. Diğer nedenler arasında beyinde adı geçen bölümün damar hastalıkları ve tümörleri, bazı kimyasal maddelerin harabedici etkisi, ansefalitler (beyin dokusu iltihabı) sayılabilir.
2- Bazı ilaçlar dopaminin striatumdaki doğal etkisini engeller, böylece dopamin kimyasal mesajını iletemez ve dopamin eksikliği varmış gibi bir sonuç doğar. Psikiyatri hastalarında kullanılan bazı ilaçlar (majör trankilizanlar) ile içinde rezerpin bulunan tansiyon düşürücü ilaçlar, kusmaya karşı kullanılan bir çok ilaç parkinsonizm tablosuna yol açabilir, fakat sorumlu ilacın kesilmesiyle bu durum düzelir.
3- Substansiya nigra hücrelerinin yanı sıra, striatumdaki sinir hücrelerinin de hasara uğradığı durumlarda, dopamin eksikliğinde oluşan tablolarla benzerlik ortaya çıkar. “Mültisistem dejenerasyonlar” adıyla tanınan bu hastalıklarda parkinsonizm dışında beynin başka bölgelerini de ilgilendiren nörolojik belirtiler söz konusudur. Bu hastalıkların küçük bir bölümünün kalıtımla geçtiği bilinir.

Daha fazla ayrıntıya girmeksizin görülmektedir ki parkinsonizmin birçok olası nedeni vardır ve bunların içinde en sık rastlananı Parkinson hastalığıdır.

PARKİNSON HASTALIĞI’NIN İLK BELİRTİLERİ
Parkinson hastalığı belirtileri genellikle çok sinsi ve yavaş bir biçimde başlar, öyle ki hastalar çoğu zaman hastalığın başlangıç tarihini kesin olarak söyleyemezler. Hastalar ilk belirtinin farkına vardıkları zaman hastalığın bazı belirtileri uzun zaman önce başlamış olabilir. Bir elinde titreme yakınmasıyla başvuran bir hastanın 5-6 yıl öncesine ait çekilmiş video filmlerinde yürürken bir kolunu sallamadığı fark edilebilir ya da bazen hastanın eski fotoğraflarında öne eğik duruş özelliği dikkati çekebilir. Nitekim Parkinson hastalarının büyük çoğunluğunda sıklıkla ilk belirti titremedir, kimi hasta ise örnekte olduğu gibi titreme ortaya çıkınca hekime getirilir. Bunun gibi bazı hastalık belirtilerinin uzun süre devam etmesine karşın, Parkinson hastalığına ait bilgi eksikliği nedeniyle hekime geç başvurulduğuna tanık olmaktayız.

PARKİNSON HASTALIĞI’NIN TEMEL BELİRTİLERİ
Titreme (Tremor)
Parkinson hastalığının titreme, kas sertliği ve hareket azlığı ile şekillenen üç temel belirtisinden en belirgini olan titreme genellikle hastanın doktora en sık başvurma nedenidir. Parkinson hastalarının yaklaşık % 80′inde titreme ortaya çıkmaktadır.

Titreme sıklıkla bir taraftaki elde, bazen de bir ayakta ortaya çıkar. Titreme tek bir parmağın titremesine sınırlı kalabildiği gibi bazen de dili, dudakları ve çeneyi etkileyebilir ancak baş veya ses titremesine yol açmaz.

Titreme ufak salınımlı, yukarı-aşağı basit kol ve/veya bacak hareketi şeklinde olabildiği gibi daha sıklıkla karmaşık bir hareket halini de alabilir. Ön kolun hafifçe dışa dönmesi, baş parmak ve işaret parmakların ileri-geri hareketleri ve elin bozuk para sayma ya da bir çakıl taşını baş parmak ve işaret parmak arasında yuvarlama hareketi şeklinde olabilir. Titreme ayakta ortaya çıktığı zaman pedala basma hareketini andırır.

Düzenli ve belli bir hızda olan titreme saniyede 5 ya da 6 vurumludur. Parkinson hastalığında etkilenmiş olan el veya ayak, diğer hastalıklarda görülebilen titremelere benzemeksizin, dinlenme sırasında titrer. Titreme uyku sırasında ve o uzvun harekete başlamasıyla kaybolur. Sinirlilik, yürüme, stres altında kalma ya da zihinsel faaliyetle aşırı meşgul olma titremeyi arttırır. Böylece aralıklı olarak ortaya çıkabilen titreme hastanın ruh halini yansıtabilir. Örneğin evde gazete okurken titremesi olmayan bir hastanın ziyaretçisi gelince titremesi tekrar ortaya çıkabilir. Titremenin bu yönü hastaların toplum içinde sıkıntıya girmelerine yol açmaktadır ve bir çoğu bu nedenle arkadaşları arasında olmaktan vazgeçmektedirler.

Hastalar gözle fark edilemeyecek kadar ince titremeyi bile hissedebilirler ve bunu titreşim hissi gibi algılarlar. Nadir olarak görülen karın kaslarının titremesi, içerde titreyen bir şey varmış gibi hissedilir. Diyafram veya göğüs kasları titremesi “çarpıntı” gibi hissedilir ve hasta kalple ilgili bir sorun olduğunu düşünerek ilgili hekime başvurur. Bu şekildeki titreme kalp elektrosunda (EKG ) saptanabilir.

Titremesi olan her kişinin Parkinson hastası olmadığını vurgulamak gerekir. Sağlıklı insanlarda korku, heyecan gibi stresli durumlarda ellerde, bacaklarda geçici olarak titreme ortaya çıkabilir. Bunun dışında her yaşta görülebilen ve “esansiyel tremor” adı verilen iyi huylu, ailevi bir hastalıkta, kollar öne doğru uzatılınca ellerde titreme olur. El titremesinin yanı sıra özellikle yaşlı hastaların başında da titreme görülebilir. Bu hastalığın bir çok özelliği gibi tedavisi de Parkinson hastalığından farklıdır. Bunun dışında titremeye yol açan çeşitli nedenler arasında bazı ilaçların kullanımı, tiroid bezinin aşırı çalışması veya beyincik hastalıkları sayılabilir.

Kas sertliği (Rijidite)
Bazı hastalar uzuvlarında sertlik hissinden yakınırlar. Bununla birlikte kas sertliği çoğu kez hastanın bir yakınması olmayıp hekimin fizik muayenede pasif harekete karşı olan bir direncin varlığını saptaması ile tanınır. Hekim hastaya gevşemesini söyleyerek, hastanın uzuvlarını eklem yerlerinden bir çok kez nazikçe gerer ve büker ve bu pasif harekete karşı eklem çevresinde direnç arar. Böyle pasif harekete karşı sürekli bir direnç bulunmasına “rijidite” denilir. Normalde kasların dinlenme halinde yumuşak ve gevşek olması gerekirken rijidite varlığında dinlenme halinde bile sabit biçimde gergin ve elle hissedilebilen belli bir sertlikte olduğu görülür. Parkinson hastalığında rijidite en sık el, ayak bileği, dirsek veya diz gibi eklemlerde saptanır.

Bazen kas sertliği hekim tarafından eklemde sanki “dişli çark” takılması varmış gibi hissedilir. Hastalar kas sertliğini yorgunluk, batma hissi, ağrı veya kramp şeklinde hissedebilirler. Omurga çevresi kasların sertliği oldukça seyrek görülür, sırt ağrısı ya da bel ağrısı yaratabilir ve genellikle öne eğik durmakla şiddetlenir. Baldır ve ayak kasları sertliği ağrılı kramplar şeklinde ortaya çıkabilir.

Hareketlerde yavaşlama (Bradikinezi)
Parkinson hastalığının belki de özürlülük yaratan en temel belirtisi olan hareketlerdeki yavaşlama yani “bradikinezi”, her hastada erken veya geç olarak gelişir. Hareket yavaşlığı günlük yaşamdaki faaliyetlerin tümünün belli bir yavaşlıkta olmasına yol açar. Hareketlerin düzenli aralarla tekrarı ve eklemlerin hareket açıklığı azalmıştır. Hastaların basit günlük işlerini yapma sırasında, örneğin düğme ilikleme, kravat ve ayakkabı bağlama, yazı yazma ve çatal-bıçak kullanma gibi incelik isteyen işlerde başlangıçta hafif derecede hissettikleri güçlük giderek artar. Zamanla istemli hareketlerin çoğunun yapılmasında, örneğin yemek yerken ve çiğnerken, alçak bir koltuktan doğrulurken, otomobile binerken ve inerken, yatakta bir taraftan diğer tarafa dönerken zorlanmalar dikkati çeker. Yukarıda sözü edilen istemli hareketlerin yavaşlamasının yanı sıra, gözleri kırpmak ve yürürken kolları sallamak gibi otomatik olarak yapılan, birbirinin aynı olan hareketler de azalır ya da kaybolur.

Hareket yavaşlığı ne çok kadar belirgin olsa da hastaların kas gücü, yani kuvveti normaldir. Hastanın bu yöndeki yakınması genel bir yorgunluk hali, örneğin yürürken ya da diş fırçalarken yapılması gereken ardısıra hareketlere kumanda ederken uzuvlarda hissettiği tutukluktur. Hareketlerdeki bu tür yavaşlık zamanla hastaları başkalarına bağımlı hale getirebilir. Yavaşlığı ağır derecede olan bir hastada titreme ya da rijidite bulunmayabilir.

“Akinezi” ise hareketsizlik anlamı taşır ve genellikle hastalığın ilerlemiş olduğu dönemlerde ortaya çıkar. Bu durumdaki Parkinson hastaları uzun süre izlendiğinde, gözle görülür bir hareket yapma yeteneğini yitirdikleri görülür: göz kırpma, doğal yüz ifadesini oluşturan hareketler (mimikler), oturuşu düzeltmek gibi yardımcı hareketler gözlenmez. Böyle hastalar sadece kıpırdamadan oturur ve sabit bir bakışla bakarlar.
Parkinson Hastalarında Beden Eğitiminin Yeri

Parkinson hastalarında tıbbi tedavinin yanı sıra beden eğitimi hareketleri de çok önemlidir. Fiziksel olarak zinde olan hastaların uzun hastalık seyriyle daha iyi başa çıktıkları bilinen bir gerçektir.

Beden eğitiminin, yapılabildiği ölçüde, özellikle kas sertliği ve hareket yavaşlığı üzerine olumlu etkisi nedeniyle hastanın kendisini daha iyi hissetmesine katkısı vardır. Bilindiği gibi kullanılmayan kasların zamanla kitlesi azalır ve boyu kısalır (kontraktür), dolayısıyla vücudun kas yapısının korunması için beden hareketleri yapmak zorunludur. Benzer biçimde, eklemlerin her gün normal hareket menzilinde hareket ettirilmeleri gereklidir, aksi takdirde kullanılmayan bir eklemi kuşatan bağ dokusu sertleşir ve eklem hareket yeteneğini kaybederek kalıcı biçimde işlev kaybına uğrar. Böylece düzenli kas faaliyeti kasları ve eklemleri korur, ayrıca kalbin çalışmasına, kan dolaşımına ve akciğerlerin havalanmasına da katkıda bulunur.

Bunların dışında beden hareketleri yapanlarda daha az kabızlık olur, böbrekler, idrar yolları ve mesane daha iyi çalışır. Öte yandan fiziksel faaliyet zihin için de iyidir. Kaslardaki gevşeme ve rahatlama fikirlerin olumlu yönde değişmesine de yol açar. Beden hareketlerinden sonra mutluluk hissi, kendini iyi hissetme duyguları kişiye hakim olur.

Kendi gözlemimize dayanarak hastalarımız arasında düzenli olarak beden hareketleri yapanların, yapmayanlara göre günlük yaşamlarında daha hareketli olduklarını söyleyebiliriz. Beden eğitimi hareketleri özellikle alışık olmayan hastalar için başlangıçta zevksiz ve sıkıcı görünse de, bunu günlük yaşamın bir parçası olarak kabul etmeleri kendileri için yararlı olacaktır. Aile bireyleri de en az hekim kadar bu konuda destekleyici ve teşvik edici bir tutum içinde olmalıdırlar. Mesleği gereği fazla hareket eden hastaların bu bakımdan daha şanslı olduklarını belirtmekte yarar vardır.

Hastalar normal hareket açıklığına kavuşması amacıyla tüm eklem ve kaslarını her gün kısa sürelerle çalıştırmalıdırlar. Bu çalışmaların hastayı aşırı derecede yoracak kadar ağır olması ya da uzun sürmesi şart değildir. Eğer hasta tercih ediyorsa sabit duran bisiklet ya da kürek çekme aleti gibi bazı aletlerden yararlanabilir, ancak bunların aletsiz yapılan hareketlere bir üstünlüğü görülmemiştir.

Yürüme hastalar için mükemmel ve ılımlı bir egzersizdir. Yürümenin hızı, süresi ve mesafesi hastanın yetenek ve gücüne göre değişebilmekle birlikte günde bir buçuk-iki kilometre yürüyüşün yorucu olmadığı gibi gevşetici ve canlandırıcı bir etkisi de vardır. Yürüme şehirde ya da kırsal kesimde kolaylıkla hobi şeklinde yapılabilir, veya her sabah köşedeki dükkana gidip alışveriş yapmak, dönüşte başka bir yoldan dönmek şeklinde günlük yaşamın bir parçası haline getirilebilir. Bunun dışında yüzme son derece yararlı bir spordur, ancak denge ve yürüme bozukluğu olmayan hastalara, eğer imkanları varsa yazın sığ sularda, güvenli koşullarda yüzmesi önerilir. Eskiden beri yapmaktan hoşlandığı tenis, futbol gibi faaliyetleri varsa hasta bunları sürdürmelidir, zira bu tür sporlarda öğrenilmiş hareketler, yürüme gibi içgüdüsel olarak yapılan hareketlere kıyasla Parkinson hastalığından daha az etkilenir.

BEDEN EĞİTİMİ HAREKETLERİ
Büyük eklemleri ve onları ilgilendiren kasları düzenli olarak her gün çalıştırmanız size son derece zindelik kazandıracaktır. Özellikle sabah yataktan kalkar kalkmaz yapıldığında, gün boyu daha fazla hareketlilik kazanabilirsiniz. Parkinson hastalığına ait belirtileriniz tıbbi tedaviyle kontrol altına alınmış ise ve ağır kalp yetmezliği sorunu taşımıyorsanız, aşağıda yer verilen bazı basit beden eğitimi hareketlerini çalışmanızın size yararlı olacağına inanıyoruz.

Bazı hareketleri bir kez öğrendikten sonra, evde her gün kendi başınıza yapabilirsiniz. Hareketlerinizdeki kısıtlılık nedeniyle tek başınıza beden hareketlerini çalışamayacaksanız, bir fizyoterapistin yardımıyla germe egzersizleri ve bazı pasif hareketler yapılabilir ve daha sonra aile bireylerinden biri tarafından her gün ve düzenli olarak uygulanabilir. Her gün yapılan egzersizlerin günlük yararı hafif olsa bile, birikmiş yararlı etkisini haftalar sonra fark edeceksiniz. Günde 5-10 kez ya da daha fazla yapmanız önerilen bazı egzersizler aşağıda tarif edilmiştir.

Sırtüstü Yatarken Yapılacak Egzersizler
1. Her bir bacağınızı, diz bükülü haldeyken, sırayla karnınıza doğru çekiniz, diğer bacağınızı yataktan kalkmayacak şekilde bastırınız. Bu arada ellerinizden destek alabilirsiniz.
2. Ellerinizden destek alarak, her iki bacağınızı dizlerinizi bükerek karnınıza doğru çekiniz.
3. Her bir bacağınızı sırayla, dizlerinizi bükmeden havaya kaldırınız.
4. Dizlerinizi bükmeden ayaklarınızı bilekten kendinize doğru bükünüz ve 5 sn tutunuz.
5. Kol ve bacaklarınızı yanlara doğru açıp kapatınız.
6. Her iki bacak bitişik ve dizler bükülü halde iken kalça hareketi ile sağ ve sol yana dönerek dizlerinizi yatağa değdirmeye çalışınız.
7. Bir önceki hareketi yaparken bacaklarınızı bir yana, başınızı aksi yöne çeviriniz.
8. Dizleriniz bükülü halde, el ve ayaklarınızı yatağa bastırarak kalçanızı yataktan yukarı doğru kaldırıp 5 sn. tutunuz.
9. Bir önceki hareketi, avuç içi yukarı bakacak şekilde ellerinizden kuvvet almadan tekrarlayınız.
10. Dizleriniz hafif bükülü iken, baş ve omuzlarınızı kaldırarak ellerinizi dizlerinize değdirmeye çalışınız.
11. Dizleriniz bükülü, elleriniz kenetli iken sırayla sağa ve sola doğru uzanmaya çalışınız ve 5 sn. kalınız.

Yüzüstü Yatarken Yapılacak Egzersizler
1. Eller arkada kenetli iken baş tavana bakacak şekilde göğsünüzü yataktan kaldırınız. Bu durumdayken başınızı sağa ve sola çeviriniz.
2. Ellerinizle yatağa abanarak, dirsekler düz olacak şekilde baş ve göğsünüzü yataktan kaldırınız.
3. Dizlerinizi sırasıyla bükünüz.

Otururken Yapılacak Egzersizler
1. Kollarınız yanda, gövdeniz öne eğik pozisyonda iken nefes alınız ve sırtınız dik olacak şekilde doğrulunuz.
2. Vücudunuzun ağırlığını sırayla sağ ve sol yanlara eğilerek aktarınız.
3. Bir dizinizi kendinize doğru çekerken diğer tarafa eğilerek ağırlık aktarınız.
4. Dizinizi kendinize doğru çekiniz ve başınızı yavaşça dizinize yaklaştırmaya çalışınız. Başlangıç konumuna geri dönünüz. Sırtınızı dik tutmaya çalışınız.
5. Sırayla topuklarınızı ve parmak uçlarınızı yerden kaldırınız.
6. Daha sonra bir ayağınızın topuğunu kaldırırken diğer ayağınızın parmak ucu kalkacak şekilde hareketi tekrarlayınız.
7. Elleriniz dizler üzerinde çapraz yaptıktan sonra, kollarınızı yanlardan yukarıya doğru bir daire çizecek şekilde kaldırınız ve indiriniz. Kollarınızı kaldırırken burundan derin bir nefes alıp, kollarınızı indirirken ağızdan nefes veriniz.
8. Kollar yana açık konumda iken ellerinizi omuzlarınıza koyunuz ve sağa doğru dönerek 5sn. durunuz, daha sonra orta pozisyona gelip işlemi sola doğru dönerek tekrarlayınız.
9. Sağ kol düz bir şekilde ileri uzatılırken, sol bacağınızı karnınıza doğru çekiniz. Daha sonra aynı işlemi sol kol-sağ bacağınızla tekrarlayınız.
10. Sırayla sağ ve sol dizinizi düz bir şekilde ileri doğru uzatınız.
11. Her iki omuzunuzu yukarı kaldırarak kulaklarınıza değdirmeye çalışınız.
12. Her iki omuzunuza kendi ekseni etrafında daireler çizdiriniz.
13. Başınızı önce öne sonra arkaya yatırınız.
14. Başınızı sağa ve sola yatırınız.
15. Başınızı bir yandan diğer yana çeviriniz.
16. Başınızı önce saat yelkovanı yönünde, sonra ters yönde döndürünüz.

Not: 13-16. maddelerde belirtilen hareketleri başdönmesi, boyun eklemlerinde hareket kısıtlılığı, boyun fıtığı olan hastaların çalışmaları sakıncalıdır.

3 / 6123456