
Pandorum
Öncelikle söylemem gerekir, izlediğim en iyi uzay filmi… Bilim kurgu dalında 2012 kadar olmasada sürükleyici…
Filmin sloganı, dünyanın sonundan korkmayın… Sonrasından korkun!
son zamanlarda harika filmler izlemeye başladım…
Uzay mühendisleri yoğun çalışmalar sonucunda, çok çok çok uzakda aynı dünyaya benzeyen bir gezegen keşfediyorlar.
Gezegene Tanis ismini veriyorlar ve Tanis ‘de dünyadakilere benzer basit yaşam formları gözlemliyorlar. Daha sonrasında oraya bir koloni gemisi yolluyorlar… Bir çeşit insan transferi denebilir.
Fakat yolculuk çok uzun sürmekte ve kimsenin oraya varana kadar hayatta kalacağı beklenmiyor. Yani 123- 124 yıldan bahsediliyor. Bu nedenle, uyku kapsülleri yapılmış. Binlerce insan bu kapsüllere konulmuş ve dondurularak uyutulmuş. Yani hayati fonksiyonlar minimumda tutularak sadece kalbin atması sağlanmış. Bu sayede uzun yıllar yaşayabilecekleri ve varılması gereken yere glttiklerinde yaşlanmamış ve dinç enerjik bir halde olmaları için uyutulmuşlar.

Pandorum
Uçuş ekibi de aynı şekilde 8-9′ar yıllık aralıklarla uyandırılarak vardiyayı devralıyormuş. Yani her bir uçuş ekibi 1 yıl görev yapıyor ve 8 yıl uyuyormuş. Yani bir değişim söz konusu.
Film tam bu değişim esnasında başlıyor. Bilgisayarlar otomatik olarak uyanması gerekenleri uyandırıyor, Bower isimli onbaşı ve komutanla birlikte uyanıyorlar ama 4. ekip ortada yok. Yani bir karşılaşıp selamlaşmaları gerekiyormuş ama ilginç bir şekilde kimse yok ortalıkda ve gemi çalışmıyor.
Bower bir yolunu bulup reaktöre gidip oradan geminin enerji ünitelerini resetlemesi gerektiğini hatırlıyor. Ha bu arada, uyku hali geçiçi hafıza kaybına yol açıyor.
Gemi uzaylılar tarafından işgal edilmiş gibi, bir sürü yaratık var. Bizim Bower kendine 2 yol arkadaşı buluyor ve reaktöre kadar ulaşıyor. Geminin güç ünitesi kendini imha etmek üzereyken resetliyor ve herşey tekrardan çalışır hale geliyor.
Pandorum, yani filmin adı bir çeşit ruhsal hastalıkdan geliyor. Çok duygusal bir anda insanın iradesini kaybetmesiymiş ve bu genelde uykudan uyandıkdan sonraki aşırı duygusallıkdan dolayı beynin mantıklı kararlar alamamasından falan kaynaklanıyormuş.
Herneyse arada geçen bir sürü heycanlı sahne var fakat filmin son sahnelerine doğru, aslında geminin tam 923 yıldır Tanis gezegeninde, denizin dibinde olduğu anlaşılıyor. Gemi sağlıklı şekilde iniş yapmış fakat inişi kontrol eden ekibin arasında pandorum olan birisi varmış ve diğer ekip üyelerini öldürmüş.
Bower ve yanındaki kız aslında suyun dibinde olduklarını anladıklarında komutanla kendilerini kavga ederken buluyorlar ve Bower pandorum krizine girdiğinde bir yere ateş ediyor, koruyu cam çatlayıp kırılıyor ve bizim eleman kızı da alarak koşarak fırlatma kapsülüne giriyor. Kendisini acil fırlattırıyor ve su yüzeyine çıkıyorlar…
İşin garip tarafı, onlar fırladıktan sonra, 900 yıldır uyuyanlar da acil durum alarmından sonra acil fırlatma üniteleri çalışıyor ve su yüzeyine çıkıyor. Yani gemi suya düştüğünde niye çalışmamış bu acil durum fırlatması ?
Herneyse, böylece Tanis gezeninde takvim 01.01.0001 olarak başlamış oluyor.
Film çok güzeldi ve izlenmeye değerdi.
Kesinlikle izlemenizi öneririm.
Fragmanı;
Read the rest of this entry »