Canlı Bahis Oyna

Tarih: Kasım 18th, 2009 Kategori: Reklam - Tanıtım
Canlı Bahis

Canlı Bahis

Canlı Bahis

Ülkemizde bahis yani para ödüllü kumar, poker vs oynamak yasaksa da devletiimizin izin verdiği alanlar da oynamak legaldir. Bahis insanların bir nevi meşgaleleridir. Bir çok insan bahis oynamanın zararlı bir eylem olduğundan bahsetmektedir. Fakat bahis oynayarak insanlar sıkıntılarından bir nebze uzaklaşmaktadır.

Dünyadaki tüm spor müsabakaları ile ilgili bahis oynayabilmek mümkündür. Örneğin Beşiktaş ve fenerbahçe derbisi hakkında bahis oynayabilirsiniz. Bu müsabaka da kazanan takımı bildiğiniz de para ile ödüllendirileceksiniz. Tabi ki her insan bu müsabakaları her bahis oynadığın da doğru tahmin edemez. Bunun nedeni doğanın dengesin de saklıdır.

Canlıbahis ile kazanmak istiyorsanız bahis sitelerindeki tahminleri inceleyebilirsiniz. Bu tahminler doğrultusun da yüksek gelirler elde edebilirsiniz. Siz de kazanmak için hemen 1 lira gibi ücretlerle bahis oynayabilirsiniz.

Savage Planet – Vahşi Gezegen

Tarih: Kasım 17th, 2009 Kategori: Sinema

savage-planetDünya’da yaşanan krizler ve nükleer savaşlar sonrasında artık atmosfer nefes alınabilecek kadar temiz değildir ve insanlar evlerinden oksijen maskeleri olmadan çıkamıyorlar…

Tam bu zamanlarda büyük şirketler dünya dışında yaşanacaj yerler kurma ümidiyle milyar dolarlar harcıyorlar.

Bir şirket, NASA ‘nın yıllar önce yaptığı “dünyaya benzeyen özelliklere sahip gezegenler” araştırmasındaki en yakın gezegen olan 20bin ışık yılı uzaklıkta bulunan bir gezegene anlık nesne ışınlama teknolojisini kullandı.

Fakat gezegene ışınlanan ekipteki en önemsiz kişi, en son ışınlandı ve tekrar nesnelleşme esnasında kemikleri falan dağıldı ve öldü.

Geri dönüş cihazını kullanabilmeleri için tamir etmeleri gerekiyor ve yedek cihaz çok uzağa ışınlanmış.

Bir süre sonra gezegende yaşanamayacağını farkediyorlar, çünkü çok hızlı gelişen bu gezegen yakında kendini imha edicek. Tam o esnada oraya geliş sebeplerinin farklı birşey olduğunu anlıyorlar. Bir sıvı, insan vücudunun çok hızlı iyileşmesini sağlıyor. Şirketin sahibi de o sıvı için 2. sefer de tekrar geliyor. Güya dünyaya dönüp bir servetin üzerine oturmayı planlıyor…

Film ortalama aksiyonda. Fakat animasyonlar ayılar falan berbat, adamların kafası kolu kopuyor ama ayıları bunu yaparken göstermiyorlar. Anca Böööööööööööö diye bağırırlarken falan gösteriyorlar. Ben çok amatör buldum ama konu güzel.

Moon – Bir Uzay Filmi

Tarih: Kasım 17th, 2009 Kategori: Sinema

Moon

Lunar adında bir şirket, dünyayı daha yaşanabilir hale getirmek için bazı çalışmalar yapmış ve dünya üzerindeki enerji yakıtlarına göre kat kat daha verimli bir madde keşfetmiş… Helyum 3, fakat sadece ay yüzeyinden elde edilebiliyormuş.

Ay yüzeyin bir istasyon inşaa etmişler ve dışarıda da aynı biçer dövere benzer bir alet otomatikman madde topluyor ve tüplere yerleştiriyor.

Lunar Indusries

Lunar Indusries

Bir adam da o istasyonda yaşıyor, her gün aynı saatte makinanın yanına özel ay aracıyla gidip dolu tüpleri alıyor. Sonra helyum 3 dolu tüpleri bir fırlatıcıya koyup dünyaya postalıyor.

2 yıldır ayda yaşayan adam artık hayaller görmeye falan başlıyor. Karısını çok özlemiş, kızını henüz bebekken bırakıp gitmiş ama ara sıra video gönderiyor annes, kocaman olmuş kerata… Adam her geçen gün daha da mutsuz ve umutsuz hale geliyor…

Gene bir gün makinadan helyum 3 tüplerini almaya gittiğinde bir hayal görüyor ve ay aracını, helyum toplayıcı makinaya çarpıyor. Bir de robot kankası var, onu kurtarıp istasyona geri getirmiş ve tedavi etmiş.

Sonra adam bi şekilde dışarıya çıkmak istiyor ve bunu da başarıyor. Kaza yaptığı yere gidiyor, aracın içine bakıyor. Bir de ne görsün :D Kendisi…

Evet, robot onu oradan alıp getirmemiş. Sanki birisini kaybedip yerine başka bir Sam koymuş ve onu da revirden start etmiş gibi bir durum söz konusu. 2. Sam, 1. Sam ‘i kurtarıp istasyona getiriyor. Tabi baya da şaşkın…

Olaylar şöyle dönüyormuş, Lunar şirketi her 2-3 senede bir oraya bir acemi göndermektense, onların orada kendini öldürtme ihtimali de var sonuçta aptal bir kaza sonucu boku yiyosun. Bu nedenle bir kaç tane klon yapıyorlar ve istasyona koyuyorlar. Bir önceki ölünce robot gidip diğer yedek Sam ‘i uyandırıyor :D bu sayede ne yeni eleman yetiştirmiş oluyorlar, nede dünyaya bir bilgi gidiyor…

2 Sam de bir süre kavga ettikten sonra klon olduklarını anlıyorlar ve bu işin nasıl bir iş olduğunu çözmeye çalışıyorlar. Artık ortak çalışıyorlar falan. Ay yüzeyinde gitmemeleri gereken bir yere gidiyorlar ve 3. istasyon adında bir yere varıyorlar, ayrıca 1. istasyonu da buluyorlar.

Canlı iletişim için gereken uydunun bozulduğuna inandırmışlar ama aslında 1, 2, 3. istasyonlar bir sinyal bozucu olarak çalışıyormuş. Kapsama alanı dışına çıkıldığında dünyayla iletişim kuruyorlar ve Sam Bell ailesinin evini arıyor.. Telefona kızı çıkıyor, aslında annesi seneler önce ölmüş.

Filmi izlemenizi tavsiye ediyorum…

Pandorum – Bir Uzay Filmi

Tarih: Kasım 16th, 2009 Kategori: Sinema

Pandorum

Pandorum

Öncelikle söylemem gerekir, izlediğim en iyi uzay filmi… Bilim kurgu dalında 2012 kadar olmasada sürükleyici…

Filmin sloganı, dünyanın sonundan korkmayın… Sonrasından korkun!

son zamanlarda harika filmler izlemeye başladım…

Uzay mühendisleri yoğun çalışmalar sonucunda, çok çok çok uzakda aynı dünyaya benzeyen bir gezegen keşfediyorlar.

Gezegene Tanis ismini veriyorlar ve Tanis ‘de dünyadakilere benzer basit yaşam formları gözlemliyorlar. Daha sonrasında oraya bir koloni gemisi yolluyorlar… Bir çeşit insan transferi denebilir.

Fakat yolculuk çok uzun sürmekte ve kimsenin oraya varana kadar hayatta kalacağı beklenmiyor. Yani 123- 124 yıldan bahsediliyor. Bu nedenle, uyku kapsülleri yapılmış. Binlerce insan bu kapsüllere konulmuş ve dondurularak uyutulmuş. Yani hayati fonksiyonlar minimumda tutularak sadece kalbin atması sağlanmış. Bu sayede uzun yıllar yaşayabilecekleri ve varılması gereken yere glttiklerinde yaşlanmamış ve dinç enerjik bir halde olmaları için uyutulmuşlar.

Pandorum

Pandorum

Uçuş ekibi de aynı şekilde 8-9′ar yıllık aralıklarla uyandırılarak vardiyayı devralıyormuş. Yani her bir uçuş ekibi 1 yıl görev yapıyor ve 8 yıl uyuyormuş. Yani bir değişim söz konusu.

Film tam bu değişim esnasında başlıyor. Bilgisayarlar otomatik olarak uyanması gerekenleri uyandırıyor, Bower isimli onbaşı ve komutanla birlikte uyanıyorlar ama 4. ekip ortada yok. Yani bir karşılaşıp selamlaşmaları gerekiyormuş ama ilginç bir şekilde kimse yok ortalıkda ve gemi çalışmıyor.

Bower bir yolunu bulup reaktöre gidip oradan geminin enerji ünitelerini resetlemesi gerektiğini hatırlıyor. Ha bu arada, uyku hali geçiçi hafıza kaybına yol açıyor.

Gemi uzaylılar  tarafından işgal edilmiş gibi, bir sürü yaratık var. Bizim Bower kendine 2 yol arkadaşı buluyor ve reaktöre kadar ulaşıyor. Geminin güç ünitesi kendini imha etmek üzereyken resetliyor ve herşey tekrardan çalışır hale geliyor.

Pandorum, yani filmin adı bir çeşit ruhsal hastalıkdan geliyor. Çok duygusal bir anda insanın iradesini kaybetmesiymiş ve bu genelde uykudan uyandıkdan sonraki aşırı duygusallıkdan dolayı beynin mantıklı kararlar alamamasından falan kaynaklanıyormuş.

Herneyse arada geçen bir sürü heycanlı sahne var fakat filmin son sahnelerine doğru, aslında geminin tam 923 yıldır Tanis gezegeninde, denizin dibinde olduğu anlaşılıyor. Gemi sağlıklı şekilde iniş yapmış fakat inişi kontrol eden ekibin arasında pandorum olan birisi varmış ve diğer ekip üyelerini öldürmüş.

Bower ve yanındaki kız aslında suyun dibinde olduklarını anladıklarında komutanla kendilerini kavga ederken buluyorlar ve Bower pandorum krizine girdiğinde bir yere ateş ediyor, koruyu cam çatlayıp kırılıyor ve bizim eleman kızı da alarak koşarak fırlatma kapsülüne giriyor. Kendisini acil fırlattırıyor ve su yüzeyine çıkıyorlar…

İşin garip tarafı, onlar fırladıktan sonra, 900 yıldır uyuyanlar da acil durum alarmından sonra acil fırlatma üniteleri çalışıyor ve su yüzeyine çıkıyor. Yani gemi suya düştüğünde niye çalışmamış bu acil durum fırlatması ?

Herneyse, böylece Tanis gezeninde takvim 01.01.0001 olarak başlamış oluyor.

Film çok güzeldi ve izlenmeye değerdi.

Kesinlikle izlemenizi öneririm.

Fragmanı;

Read the rest of this entry »

İsmail YK, İbrahim Tatlıses (ibo) Show ‘da

Tarih: Kasım 16th, 2009 Kategori: Genel

Bu adama niye İsmail YK diyorlar ki ?

Adamın adı ismail yurtseven. YK ise solo çalışmalar yapmadan önce grubun adı “Yurtseven Kardeşler” ‘den geliyor. Sanki bir sürü ismail adında sarkıcı var da, bunu onlarla karıştırmamak için “YK olan ismail” gibi telaffuz ediliyor. Benim hatırladığım bir tane daha var, İsmail Türüt :D bu adama da ismail türüt diyorlar.

Herneyse, bu adamla bi soyisim benzerliğimiz var. Ama tek ortak yanımız bu… Şarkılarından nefret ediyorum, zerre anlam yok. Bütün şarkılarında kızlara laf atıp ıslık atan genç havalarında şarkı söylemeye çalışıyor.

Garip bir giyim tarzı var, gençlere hitab edicem diye de boya tahtası gibi olmana gerek yok aslanım… Almanya’da yaşamış olması ve bir başarı elde etmiş olması oradaki Türkleri gururlandırdığı gibi ona + bir samimiyet ve hayranlık kazandırmış.

Geçen senelerde Bomba Bomba şarkısı o kadar tuttuki, bombabomba.com isminde bir arkadaşlık sitesi açtı…

Fakat siteye ilgi arttıkça masrafları da arttı tabi. O zamanlarda farkına vardığım eksiklerden birisi de, bir gizlilik bildirimi, bir yasal uyarı sayfaları gibi uyarıları yokdu.

Yani bu sitede bir suç işlense biz işliyoruz diyorlardı belkide bir sorun çıkmıştır ve sistemi kapatmak zorunda kalmışlardır. Ama sonuçta başa çıkılamamış eline yüzüne bulaştırılmış bir proje.

Şu anda bir başka pek dinlemediğim ibrahim tatlısesin showuna çıkmış. İnsan olarak iyi birisi elbette, ama şarkı tarzını sevmiyorum ben İsmail’in, ama ibrahim tatlısesinde tam tersi. Adamın sesi güzel, insanlık yok… Sadece hissediyorum bunu. Adamın suratında üçkaatçı tipi var. Star Tv bu adamı televizyona çıkarıyor ya acıyorum ya…

Gerçi, sharon stone geldide ona program mı yaptırmadık da diyebilirler. Adam yok lan ortada izleyecek. Sadece Beyaz Show ‘a bayılıyorum şerefsizim…

2012 – Dünyanın Sonu Filmi ve Fragmanı

Tarih: Kasım 15th, 2009 Kategori: Sinema

2012 Dünyanın Sonu

2012 Dünyanın Sonu

Mayalılar, tarihin başlangıcında oldukça ileri teknolojilere sahiplermiş gibi bir takvim yapmışlar.

Takvim ay gün yıl hesabı yapmıyorda, ne zamana kadar dünya yaşayacak onu gösteriyor. Yani elbette ayları ve yılları var fakat belirli günler ve haftalar falan tutmamışlar.

Hesaplama gayet kolay olmuş onlar için… Dünya ‘yı güneş sistemimizin merkezi olarak kabul etmişler. Yani güneş dünyanın çevresinde dönüyordu… Tabi o zamanlarda buna böyle demeleri normal cünkü onlar oldukları yerde duruyolar ve güneş önlerinden geçip gidiyor sonra geri geliyor… Genede çok akıllılarmış. Fakat sadece güneş değil, diğer tüm gezegenler de dünyanın çevresinde dönüyor diye hesaplamışlar ve bu gezegenlerin tam 1 dönüşünü kaç günde olduğunu falan hesaplamışlar.

2012 Dünyanın Sonu

2012 Dünyanın Sonu

Durum şu, 13532545343423 gün sonra falan bütün gezegenler tek bir sıraya dizilecek diye hesaplamışlar ve bu gün dünyanın sonu gelecek falan demişler. Ee dünyanın sonu gelecekse takvimin daha uzamasına gerek yok demişler ve takvimi bitirmişler.

Bu takvimi insanlığa bırakmışlar fakat kimse şeyine takmamış tabi…

Filmde, 2010 ‘da bazı jeologlar dünyanın çekirdiğinin ısındığını ve sıcaklığının arttığını falan farkediyorlar ve bir dizi deney daha yapıyorlar ve gerçekten de 2012 ‘de dünyanın çekirdeğinin daha fazla ısınarak dünyayı eriteceğini hesaplıyorlar ve bir kaçış planı yapıyorlar.

Dünyanın önde gelen ülkelerinin başkanları bir araya gelip bir tahliye planı yaparlar ve dünya su altında kalınca, su yüzeyinde kalabilecek gemiler inşaa etmeye başlarlar. Bu gemilere alınacak şanslı kişileri de, parası olanlar arasından seçerler. Kişi başına 1 milyar Euro ‘ya biletleri satarlar… Dünyanın geri kalanını ölmeye bırakırlar…

Filmde çok güzel sahneler var… Sinemaya gitmenizi şiddetle öneririm…

Read the rest of this entry »

Jennifer’s Body – Megan Fox

Tarih: Kasım 15th, 2009 Kategori: Sinema

Megan Fox

Jennifer's Body

Jennifer's Body

Baş rolde Megan Fox var. Taş gibi hatun…

Needy, pek fazla alımlı ve popüler olmayan normal bir kız. Jennyfer, alımlı, güzel ve okulun en popüler kızı. Bu iki kız çocukluktan beridir arkadaş.

Bir gece Jennifer, Needy’ yi alıp bir konsere götürüyor. Jenny, soliste asılıyo falan. Bir süre sonra barda yangın çıkıyor ve grup elemanları jenny’i alıp götürüyorlar. Tabi kaçırırken bakire olduğunu bildikleri için kaçırıyorlar.

Bir yere götürüp onu şeytana kurban etmek için ayin yapıyorlar ve bir süre sonra gidiyorlar. Jenny ‘yi öldürüyorlar. Ama o ölmüyor.

Yanıldıkları şeyse, bakireyin diyor ama aslında bakire değil. Bakire olsaydı şeytana gidicekti ama bakire olmadığı için şeytan onun içine girdi.

Ölmedi, ve hayatta kalabilmek için erkekleri yedi…

Filmi çok beğendim, izlemenizi öneririm.

Requiem For a Dream – Bir Rüya İçin Ağıt

Tarih: Kasım 15th, 2009 Kategori: Sinema

Çok eski bir film, bir çok insan izlemiştir… Fakat ben bugün bir kez daha izledim ve tekrar tüylerim ürperdi…

Serseri bir oğlan, hayattan bir beklentisi kalmamış ve bir tv programına kafayı takmış bir anne.

Kadını bir tv programına çağırıyorlar, fakat tam tarihi daha sonra söyleyeceğiz diyorlar. Sonra kadın en güzel elbisesini giyebilmek için diyet yapıyor ama işe yaramıyor, daha sonra ilaçlı diyetlere başlıyor ve aldığı uyuşturucular onu hem bedenen, heme ruhen zayıflatıyor… Mutfak dolabından korkar hale geliyor adeta.

requiem_for_a_dream_screenshot_1

Oğlan, zenci bir arkadaşıyla uyuşturucu satışı işine giriyor. Sevgilisiyle arası da iyi, fakat bir süre sonra büyük mafyalar arasında yaşanan savaşlar yüzünden bölgeye yeni mal gelmiyor ve bizimkiler çulsuz kalıyorlar.

Çocuğun sevgilisi, paraya ihtiyaçları olduğu için bir adamla yatıyor fakat genede mal alamıyorlar. Çünkü ortada tam bi kıtlık var.

Anne ise zayıflama ilaçlarının verdiği uyuşuklukla kendini tv ‘ye çıkmış gibi hayal ediyor… Kadın adeta çıldırıyor…

Bizimkiler yeni kokain, esrar, extacy gibi uyuşturucular almak için Floridaya gidiyorlar. Tabi 1 günlük bir yol…

Bir insan nasıl bu kadar televizyonda görünmek isteyebilir ki ? Korktum lan izlerken…

Bizim çocuğun sevgilisi, o gidince uyuşturucu krizi tutuyor ve gidip bi adama uyuşturucu karşılığında veriyor.  Oysa kız uyuşturucuya bulaşmadan önce çok güzeldi ve zengin bir hayatı vardı.

Kadın tamamen çıldırıyor ve hastaneye yatırıyorlar…

Çocuğu kolundan sürekli uyuşturucu enjekte ettiği yerden enfeksiyon kapıyor ve daha floridaya varmadan bir hastaneye gidiyorlar.

Kız sex partilerine malzeme oluyor.

Anne hiç bir tedaviye yanıt vermiyor ve en son çare olarak şok tedavisine başlıyorlar.

Bizim çocuk ve zenci arkadaşı tutuklanıyorlar ve hapse giriyorlar.

Ve en sonunda, bizim oğlanın sol kolunu kesiyorlar. Kız, eroinman bir ortalık malı haline geliyor, zenci hapiste annesini özlüyor, anne hala aklını kaybetmiş bir şekilde tv programına çıkdığını hayal ediyor…

Filmi izlerken duyacağınız sert melody bir çok sefer televizyonlarda çeşitli gerilim sahnelerinde de kullanıldı. O nedenle tanıdık gelicektir.